Röportaj: Kuantum Çağında Karar, Güç ve Siyasal Bilinç

 


Röportaj: Kuantum Çağında Karar, Güç ve Siyasal  Bilinç

İbrahim selvi 

Kapadokya / Türkiye 

Soru:

Bugün sıkça “ittifaklar”, “çoklu liderlik” ve “küresel düzen” konuşuluyor. Siz ise bunların artık açıklayıcı olmadığını söylüyorsunuz. Neden?


" Kan bağışı hayat kurtarır " #Turkkizilay #kizilay 

Cevap:

Çünkü bu kavramların tamamı, kararların net, aktörlerin tanımlı ve yönün belli olduğu bir dünyaya aittir. 


Oysa yaşadığımız çağda sorun ittifakların kurulamaması değil; kurulan ittifakların yön, anlam ve süreklilik üretememesidir. Bugün bir karar alındığı anda o kararın meşruiyeti, etkisi ve yönü eşzamanlı olarak tartışmaya açılıyor. Yani siyaset, artık sonuç üreten bir mekanizma olmaktan çok, belirsizlik üreten bir alana dönüşmüş durumda.


Soru:

Bu durumu “kuantum çağ” olarak tanımlıyorsunuz. Bu sadece bir metafor mu?

Cevap:

Hayır, bu sadece mecazi bir anlatım değil. Kuantum çağ dediğim şey, kararların, duyguların, inançların ve güç ilişkilerinin aynı anda birden fazla hâlde bulunmasıdır. 


Bir aktör hem güçlüdür hem kırılgandır; bir karar hem hukuka uygundur hem de tartışmalıdır; bir ittifak hem vardır hem de fiilen yoktur. 


Tıpkı bir parçacığın hızını ölçtüğünüzde yönünü kaybetmesi gibi, bugün de siyasal süreçlerde netliği tespit ettiğiniz anda anlam dağılmaktadır.


Soru:

Bu durumda klasik liderlik anlayışı tamamen mi geçersiz kaldı?


Cevap:

Evet, en azından bildiğimiz anlamıyla. Artık mesele “kim lider olacak” sorusu değil; liderliğin kendisinin kararlı bir durum olup olamayacağıdır. Günümüz dünyasında liderlik, süreklilikten çok anlık etkiler üretmektedir. Bu yüzden güçlü liderler değil, kararsızlığı yönetebilen aktörler belirleyici hâle gelmektedir. Bu çok kritik bir ayrımdır: Karar vermekle, kararın doğurduğu belirsizlikle yaşayabilmek aynı şey değildir.


Soru:

“Kararsızlıkla yaşayabilen ve onu yönetebilen aktör” derken tam olarak neyi kastediyorsunuz?


Cevap:

Şunu kastediyorum: Bu çağda kazanan aktör, her şeyi netleştiren değil; netliğin imkânsızlığını kabul edip buna rağmen tutarlılık üretebilendir. 

Kararsızlık burada bir zayıflık değil, yapısal bir durumdur. Önemli olan bu durumu inkâr etmek değil, onunla birlikte düşünebilmek, onun içinde yön hissi oluşturabilmektir. Bu, askeri ya da ekonomik güçten çok, bilinç düzeyinde bir kapasite meselesidir.


Soru:

Bu kararsızlık hali hukuk ve yönetim üzerinde nasıl bir etki yaratıyor?


Cevap:

Hukuk bugün metin olarak var, ama duygu olarak yok. Yasalar çıkarılıyor, anayasal düzenler korunuyor gibi görünüyor; fakat toplumsal bilinçte hukuk bir güven üretmiyor. 

Çünkü karar verici erk bile neye sadık olduğunu bilmiyor. Böyle bir ortamda hukuk, ilke olmaktan çıkıp araç hâline geliyor. Yönetim ise istikrar üretmek yerine, belirsizliği bastırmaya çalışan geçici çözümler sunuyor.


Soru:

Bu durum toplumları nereye sürüklüyor?


Cevap:

Toplumlar netlik ihtiyacı duyar. Eğer bu netlik bilinçli ve çoğulcu yollarla üretilemezse, insanlar otoriter çözümlere yönelir. Çünkü kararsızlık yorucudur. 

Bu yüzden günümüzün en büyük tehlikesi kaos değil; kaostan kaçmak için yanlış kesinliklere tutunmaktır. Bu da toplumların kendi bilinç evrimlerini askıya almasına yol açar.


Soru:

O hâlde çözüm nerede?


Cevap:

Çözüm, yeni kavramlar üretmekten çok, yeni bir düşünme disiplini geliştirmektedir. Bu çağda ihtiyaç duyulan şey; belirsizlikle birlikte yaşayabilen, karar alırken kesinlik iddiasında bulunmayan ama tutarlılıktan da vazgeçmeyen bir siyasal bilinçtir. Devletler, ittifaklar ve liderler bu bilinç düzeyini yakalayamadıkları sürece, ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar yön duygusunu kaybetmeye mahkûmdur.


Soru:

Son olarak, bu çağın temel siyasal meselesini tek cümleyle nasıl özetlersiniz?


Cevap:

Kuantum çağın temel siyasal meselesi, liderlik ya da güç değil; karar alma ile kararın doğurduğu belirsizlik arasındaki kopuştur ve bu kopuş ancak bilinç düzeyinde onarılabilir.


İbrahim selvi 

kapadokyapost@gmail.com

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sultan Abdülhamid ( Kızıl Sultan )

Bir nefes içinde gizlenen hayat

ZEVK SAHİBİ OLMADAN YURT SAHİBİ OLUNAMAZ