Çocukluğumda Güvercinlerim vardı
Çocukluğumda Güvercinlerim vardı
Ağustos 29.2025
Kapadokya/ Türkiye
İbrahim selvi
Çiftlik evinde doğdum çiftlik evi denilice binlerce dönüm arazisi olan değil daha küçük onlarca dönümlük arazi içinde bir ev ve ahirimizda At, Eşek, İnek, tavuklar, Guvercinler ve yedi kardeş beş kız iki oğlan büyük bir aile.
Ve evimizin yakın bahçesinde bir de yilanimiz vardı ve o çevremizde yaşardı anam, " sakin ona dokunmayın size zarar vermez " derdi.
Güvercinlerimin isimleri vardı;
Naci, Elektrik, Kendi gelen, Ulaş... gibi.
Kendi gelen sürüye sonradan kendiliğinden katılan güvercinimizdi ve o çok özeldi.
Kendi gelen taklancır güvercindi gökyüzüne doğru kanat çırparak yükselir ve sonra aşağıya doğru kendini bırakırken hiç durmadan takla atardı ( Tak,tak,tak,tak...) kanat seslerini duyardık ta ki, yere beş, on metre kalana kadar.
Kardeşimle onu izlerken mest olurduk öyle heyecanlanır öyle sevinirdik ki o günkü sevincimizi o çocuksu kivancimizi hala hep canlı tutar ve hatirlarken bile o anı yaşarız.
Böyleyken ilerleyen süreçte o günler çok gerilerde mazide kaldı.
Ancak, günümüzde fark ettim ki çevremizde çocukluğumun heyecan veren eğlencesini aratmayacak daha da tirajı komik gelişmelerin devam etmekte olduğuna tanıklık etmekteyim.
Kamuya kapak atmak için benim kendi gelen güvercinimden çok daha etkileyici ve eğlendirici takla atan neredeyse gökyüzünü bütünüyle kaplayan bir çevre var.
Hem de nasıl!
Kamuya kapak atmak için hızlı test çözmekle başlayan süreç iyi takla atmak geleneğine dönüşerek bir hayat nizamına, halk kültürüne dönüşmüş durumda.
Adam millete 5, 6 dönem Milletvekilliği, Belediye Başkanlığı yapıyor millete hizmette yarışırken ailesinde, yakın akrabasinda kim, kimler varsa hepsini çok sevdiği sevgisinden öldügü memleketine hizmet etmeleri için kamuya yerlestiriyor.
Bunu yaparken onları şöyle teşfik ediyor “ Bakın ben memleketimi nasıl seviyorum Allah rızası için 5, 6 dönemdir Milletvekilliği ya da diğer kamu hizmetinde bulunuyorum.
Bu güzel ülkemize siz de hizmet edin ki ulusumuz kalkınsın” gibi telkinde bulunarak oğlunu, kızını, gelinini, yiğenini 657 ye tabi tutuyor, hayırlı olsun!
Beraberinde 657 kamu personeli mülkiyet hakkını elde ettiğinde değme keyfine.
Eğitim bu mu?
En küçük Trafik kurallarını bilmiyor bilse de uymak istemiyor.
Saygıyı hiç tanımamış sevgiyle tanışmamış büyük bilmiyor küçüğü hiç tanımamış ya da tanımıyor, komşusu yok!
Hakkı, kamu hakkına hızlı ulaşmak olarak öğretiliyor.
Bu kültürün cemiyetin, toplumun içinde mi unvan, sıfat, kariyer yapacaksın, yapacaksınız.
Senin, sizin aldığınız eğitim bunu mu emrediyor.
Hızlı çözdüğünüz test size, sizi ve insan olduğunuzu unutturuyor, içinde olduğunuz yarış bizi başka bir şeye dönüştürüyor olmalı.
Evet böyle, söz uzayıp gider...
Şimdi fırsat kolla içinde olduğun toplumdan kaçmak uzaklaşmak için;
İyi de:
Gittiğin yere kendini götürme, neden biliyor musun?
Ne senin kendini değistirmek gibi bir ihtimal var ne de onlarda (Gittiğin yerde, Batı'da) seni kabul etmek gibi bir istek var.
Vakit geç olmadan daha da geç;
Gel beraber birlikte bir şeyler yapalım bu abazaliga bir son vermek için.
İbrahim selvi
anatoliaibrahim.blogspot.com
kapadokyapost@gmail.com
Yorumlar
Yorum Gönder